Reklam verin!

Ağlayaraq oxudum bu yazını.. Abdil Yıldırım abinin yazılarını her zaman severek oxuyuram ve bunu da sizlerle paylaşım dedim.

 

Anne ömür boyu taşır, evlat bir defa

 

Ah anneler anneler,
Neler taşıyor neler….

  Bir anne, evvela bebeğini karnında taşır. Bu yükünden dolayı ne yüksünür, ne usanır. Yükü gittikçe ağırlaştığı halde, onun sevinci ve heyecanı artar.. Nihayet bebeğini dünyaya getirir, ondan sonra da kucağında taşımaya başlar. Anne kucağı, bebek için en sıcak, en emniyetli bir limandır.

 Anne için de, taşıdığı yüklerin en tatlısı, en güzeli ve en hafifidir. Bebeğini kucağında taşıyan bir anne, dünyanın en değerli yükünü taşımaktadır. Bir anne, bebeğinin bedenini kucağında taşırken, sevgisini de kalbinde taşımaktadır. Zaten sevgi gibi yüksek bir ücreti olmasa, o yükü taşımak o kadar kolay olmayacaktır. Hatta zamanla bir angarya haline gelecek, daha sonra da eziyet halini alacaktır.
Bir süre sonra bebek kucaktan iner, kendi ayakları üstünde yürümeye başlar. Ama, annenin taşıma görevi sona ermemiştir. Birkaç adım attıktan sonra yorulan yavrusunu, bu defa da sırtında taşımaya başlar.  Annelerin yükü hiçbir zaman eksilmez. Tarlada ekin taşır, bahçeden meyve taşır, pazardan erzak taşır, bu arada yavrusunu da hep sırtında taşır. Evin içinde bile hem işini yapar, hem sırtındaki çocuğuna bakar. O da bir insandır, hatta kadın olması hasebiyle narindir, yorulur, yıpranır ama, annelik şefkati gibi mukaddes bir istinat noktasına dayandığı için, bütün bu yükleri kolaylıkla kaldırabilir. 
Davamı...

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 2, 2008 19:28 | Alıntı yazılar | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 41

Netde oxuduğum bir yazıdır,sizlerle de payşalım dedim.Çox duyğulandım oxuyarken.

 

Biz çoçukların öldüğü her yere Gazze diyoruz!

Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası Gazze’dir.

  Bebeklerin uykulu gözleriyle annelerinin memelerini ararken, kor gibi yanan namluları emmeye başladıkları yerin adı Gazze’dir. Yağmur bir futbol sahasında çocuğun atacağı golleri yutmak için sırada beklerken, çocuğun çelimsiz vücudunu kurşun yağmurları yutuyorsa orası Gazze’dir.

Okula gitmek için erkenden kalkmış ve saçlarını ören annesinin parmaklarından sızan merhameti kana kana içen kız çocuğu, henüz evinden çıkmamışken damlarına düşen bir bombayla birlikte duvarların altında kalıyorsa orası Gazze’dir.

Davamı...

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 6, 2008 17:00 | Alıntı yazılar | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 46

Heyvanları çox sevirem,adi sevgi deyil bu :) Öpmediyim heyvan yoxdur herhalda :) arxdakı qurbağadan tut,yarasaya qeder :) Uşaqlıqdan qalan bir leqebim de var-"Qurbağaların şahzadesi" :) deyirler mene.

Heqiqeten çox sevirem heyvanları.. Hele yayda bağda mütleq bir qoyunum olurdu,onu çimizdirirdim,darıyırdım (her gun daranmaqdan pambıq kimi olmuşdu yunu .)) ) geceleri de tek yatmasın deye eve getirirdim evde yatırdı.Toyuqlarla birlikde yemek yediyimi de xatırlıyıram,toyuq 2. mertebeye çıxıb,yataq otağıma gelib,başı ile meni yastığımdan qaldırıb,yastığımda rahatca oturub yumurtlayırdı :) ehh.. heyvanlarla bağlı maceralarım bitmez.

Pişiyimin ad günü üçün qonaqlıq verirdim,her kes hediyyeler getirirdi,şampundan tut,pişiyim üçün köynek bele getiren var idi :)

Bir defe de bir pişiyim ölmüşdü,yas tutdum,nenem menim xetrime küfte bozbaş bişirib ehsan bele vermişdi :)

Böyüdükce mehebbetim daha da artdı onlara qarşı.küçede gördüyüm bütün kor,xeste,şikest heyvanları eve getirirdim.sağaldıb buraxırdım.Anası kor olan heyvanların doğumuna yardım edir,göbek bağlarını bele kesirdim.

Heyvanları yeyib de,onları sevdiyini söyleyen insanları mehebbeti mene yalan görsenirdi.Vegeterian olmuşdum.

 

 

Müselman olmadan önce ise,"Qurban bayramı" mene en dehşeti bir gün kimi gelirdi. Nifret edirdim insanlara,"heyvanları öldürür,üstelik de bu günü bayram elan edirler" deyirdim. Amma çox şükür müselman olduqdan sonra heqiqeti anladım.

Düşünürem,qızım da böyüyecek,o da menim kimi heyvansever biri olarsa,herhalda bu bayrama ona da dehşetli bir gün kimi gelecekdir ve mene suallar verecekdir.Mustafa Ulusoy hocanın bir yazısı mene çox yardımcı olacaq inşallah.

Sizlerle de paylaşıram,sizi sual yağışına tutacaq uşaqlarınız üçün mükemmel cavablardır mence.

"Babacığım bir daha hayvan kesmeyelim!"-Mustafa Ulusoy hocanın yazısı.

"5 yaşındaydılar ikiz kızlarım.Halil dedelerinin evinin bahçesinde,keçinin kurban edilişini seyrederken ağlamaya başlamışlardı."Baba,bir daha hayvan kesmeyelim,yazık oluyor onlara" diyordu her ikisi de.

 

Hiçbir şey söyleyememiştim. Bir yanıtım yoktu o an. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestirememiştim. Kurban kesmek yanlış değildi. Belki de yanlış olan çocukları hazırlıksız bir biçimde bu âna şahit etmekti. Davamı...

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 5, 2008 22:32 | Günlük yazılarımdan, Alıntı yazılar | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 53

Belke hamımız bu sualı valideynlerimize vermişik :) Cavablar müxtelif olur.. Meselen menim anam mene "Qızım derman içdim ve sen dünyaya geldin" demişdi :)) Qardaşıma ise "Sen balaca siçan idin,evimize girdin,getmedin yapışdın qaldın evimize.sonra böyüdün,böyüdün bele oldun" demişdi :))) Men de her gördüyüm siçanı qardaşım sanmışdım herhalda :)))

Ne qeder gülerek anlatsam da,eslinde bu ciddi bir mövzudur.Men gelecekde uşağıma "seni quşlar getirdi" ve ya "atan meni öpdü,sen de oldun" demeyeceyem! Övladım dünyaya gedikden sonra,artıq o böyüdükde ve mene bu sualı verdikde ona ne deyeceyimi düşünmüşdüm.Sonralar pedaqoq Ali Çankırlı`nın Zafer jurnalında derc edilmiş meqalesini (aşağıda) oxuduqdan sonra tam da düşündüklerimi yazdığını gördüm.men de eynile bu cavabı verecekdim.

Eger siz de gelecekde uşaqlarınıza ne cavab vereceyinizi bilmirsinizse bu meqaleni oxumağa deyer.Yalan danışmadan ve onun körpe beynini bulandırmadan,sebrle anlatmaq lazımdır.

                                              

O meqalenin hamısını yazmayacağam,sadece o gerekli yeri qeyd edeceyem inşallah...

Bir anayla balaca qızının arasında keçen bir dialoqdur bu.

“Hatırlarsan, çocuklardan anne baba olamayacağını, anne baba olabilmek için büyümek gerektiğini anlatmıştım. Büyüyen, evlenen, aynı evde karı-koca olarak yaşamaya ve aynı yatakta yatmaya başlayan bir erkekle bir bayan çocuk sahibi olmak için dua ederler. Çünkü onların duasını kabul edecek ve bebeği yaratacak olan Allah’tır. Birinin duasının kabul olması yetmez. İki duanın da kabul olması gerekir. Allah ikisinin de duasını kabul edince, iki dua birleşir, annenin karnında özel bir yere, gözle görülemeyecek kadar minicik bir bebek olarak yerleşir. İki duanın birleşmesine “döllenme”, minik bebeğin anne karnında yerleştiği özel yere ‘döl yatağı’ veya ‘rahim’ adı verilir.”

“Çok ilginç!... Siz de babamla benim için dua ettiniz demek.”

“Evet. Dualarımızı kabul ettiği ve bize senin gibi güzel bir kız verdiği için Allah’a ne kadar teşekkür etsek azdır. ”

“Bir şeyi daha çok merak ediyorum...”

“Neymiş, o çok merak ettiğin şey, bakalım?”

“Dua ederken bebeğin kız olmasını mı istediniz?”

“Babanı bilmiyorum, ama ben kız veya erkek olsun diye dua etmedim; Allah’ım hayırlı bir çocuk ver!” dedim. Sanırım baban da böyle dua etmiştir. Demek hayırlı olduğun için Allah bize seni verdi.”

“‘Hayırlı’ ne demek, anneciğim?”

“Sağlıklı, akıllı, terbiyeli, güzel... demek.”

“Beni hayırlı yaptığın için çok teşekkür ederim, Allah’ım!”


Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 15, 2008 22:08 | Körpeler-Uşaqlar (baxım), Alıntı yazılar | Şərhlər(5) | Baxış sayı: 55


Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 15, 2008 1:35 | Şekiller, Alıntı yazılar | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 56

Qabaqki yazılar

  Yazılar cəmi: 7    Sonrakı səhifə »