Reklam verin!
Bundan sonra buradakı yazılarım ve yeni yazılarım nuruzerinde.azeriblog.com-da...
Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Sentyabr 5, 2008 13:39 | Bölməsiz | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 1

Nehayet gedirem.. Ailem üçün,esasen de anam üçün çooox darıxmışam.Burnumun ucu göyneyir desem yeridir. Aaaaah,ah.. Bir neçe saatdan sonra Bakıda onlarla olacağam.Herhalda 24 saat söhbetlerimiz,öpüşmelerimiz,qucaqlaşmaqlarımız heç bitmez (ağlamamaq üçün özümle müharibe ettiyim zamanlar başlayacaq).

Heeey,dur bir deqiqe!Men bu qeder darıxmışam,hele üstüne bu qeder kövrelmişem.. Ancaq onlar,nevelerini 4 gözle gözleyirler. Yene aeroportda eyni görüntüler yaşanacaq,yene qapılar açılacaq,ellerimde çantalarımla gözlerim onları axtararken,onlar çoxdaaan EsmaNur`u qucaqlayıb,öpmüş olacaqlar.Sanki men yoxmuşam kimi..

Hııhm.. içimden "Vecime de deyil" :) deyib,çantalarımı sürükleye sürükleye gedeceyem. :) 

Qızımı mı qısqanıram?! YOOOX,esla :))

Tamam qebul edirem,men her kesi her kese qısqanıram ;)

Ne ise,gedim çantalarımı toplamağa davam edim.Bakıdan imkan olsa mütleq canım bloglarımı ziyaret edeceyem :) Allahın izni ile..

Haqqınızı halal edin.. Gedib de dönmemek,gelib de tapmamaq var..

Her kese xeyirli tetiller..                

salam ve dua ile..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 20, 2008 0:38 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 59


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 18, 2008 16:37 | Şekiller | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 44

Analara yol göstermeye,faydalı olmağa çalışıram.. Her birimizin bildiyi bir şeyler mütleq vardır,ancaq bilgiler paylaşdıqca artır.

Uşaqlar üçün bir oyundur bu. 6-12 ay arasındaki körpeler üçün tam yerinde bir fealiyyetdir.Uşağınız qaba qepikleri doldurub,boşaltmağı çox sevecek.

 

Öyrenmek ve böyümek.

Her bir qepiyi qabın deşiyine yerleşdirmeye çalışmaq el ve göz kordinasyonunun ve el becerilerinin inkişafına kömek edir.Yeni yeni gezmeye başlayan uşağınız her bir qepiyi deşiye yerleşdirdikce problem,misal hell etme becerileri de inkişaf edir.

 

Nece oynanır.

Boş bir dondurma qutusunun tepesinde deşik açırsınız ve bir qepik qabi elde edirsiniz.Men şekilde görsendiyi kimi hazırladım,EsmaNur`un boş ayaqqabı qutusu var idi,onunla düzeltdim.

 

 

 

İlk önce qapağını açıq qoyub,temiz yuduğunuz,dezenfekte etdiyiniz qepikleri içine atın,ona gösterin bu oyunu.Sonra özüne verin,qoyun o atsın.Gördükden ve anladıqdan sonra qapağını bağlayın ve deşikden atmağa başlayın.Sonra yene özüne verin,elinden tutaraq atmasına izin verin.

Bunlar qutunun içine düşdükce yavaş yavaş yüksek bir sesle saymağa başlayın.

Qutunun içine qepikler düşdükce çıxan sesi körpeniz çox sevecek.

Qızım içine atmırdı ilk önce,ağzına aparırdı :) Atası "qızım paragöz olacaq" deyirdi :))  ancaq siz sebrle ona göstermeye çalışın ve oyuna davam edin.bu aylardakı uşaqların beyin inkişafı üçün bunlar çox önemlidir.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 14, 2008 23:30 | Körpeler-Uşaqlar (baxım) | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 47

Tövsiye etdiyim kitablardan biri daha..

Analara çoox yardımcı olacağını bilirem.Men hele almamışam,refiqemden alıb oxudum.Kitab refinizde mütleq yer alması gereken bir kitabdır mence.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 10, 2008 16:45 | Kitab refimden.. | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 42

ABŞ-da 10 illik araşdırmanın neticesinde hazır uşaq yemeklerindeki çox demir sayesinde uşaqlarda zeka geriliyi ortaya çıxır,mental inkişafa ve IQ-ya menfi tesiri olur..

Demirle zengin hazır uşaq yemekleri IQ-nu 11 xal aşağı salır.

Eziz analar,buna göre uşağınızın demir eksikliyi olub olmadığını bilmeden demilre zengin yemekler vermeyin.Bezen ele olur ki,hekimler bir de elave olaraq demir vitaminler de verirler uşaqlara,buna qetiyyen izin vermeyin.

6.7 milligram/litr-in altında ise demir,o hazır yemeklerde demir az seviyyededir demekdir.Demirle zenginleşdirilmemiş hazır uşaq yemeklerinde ise 1,5 milligram/litrin altında demir olur,bu da uşaqlarınız üçün çox uyğundur.

Ümumiyyetle,verdiyiniz vitamin,yemekler ve hazır uşaq yemeklerinin terkibine diqqet edin,demiri ölçülü istifade edin,lazımı qeder demir verin.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 9, 2008 10:58 | Körpeler-Uşaqlar (baxım) | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 59

Mence çox şirin t-shirtlerdir..  Mende qara rengde,qarın hissesinde "Baby on board" yazılısıydı :)  Herkes qarnıma baxıb gülerdi o zamanlar :) ehhh.. darıxdım o günler üçün.

Bu da bacılara :)  Qızıma kiçik bacı ve ya qardaş geldiyinde ona da almağı düşünürem :)


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 6, 2008 15:21 | Alış-veriş | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 44

Ağlayaraq oxudum bu yazını.. Abdil Yıldırım abinin yazılarını her zaman severek oxuyuram ve bunu da sizlerle paylaşım dedim.

 

Anne ömür boyu taşır, evlat bir defa

 

Ah anneler anneler,
Neler taşıyor neler….

  Bir anne, evvela bebeğini karnında taşır. Bu yükünden dolayı ne yüksünür, ne usanır. Yükü gittikçe ağırlaştığı halde, onun sevinci ve heyecanı artar.. Nihayet bebeğini dünyaya getirir, ondan sonra da kucağında taşımaya başlar. Anne kucağı, bebek için en sıcak, en emniyetli bir limandır.

 Anne için de, taşıdığı yüklerin en tatlısı, en güzeli ve en hafifidir. Bebeğini kucağında taşıyan bir anne, dünyanın en değerli yükünü taşımaktadır. Bir anne, bebeğinin bedenini kucağında taşırken, sevgisini de kalbinde taşımaktadır. Zaten sevgi gibi yüksek bir ücreti olmasa, o yükü taşımak o kadar kolay olmayacaktır. Hatta zamanla bir angarya haline gelecek, daha sonra da eziyet halini alacaktır.
Bir süre sonra bebek kucaktan iner, kendi ayakları üstünde yürümeye başlar. Ama, annenin taşıma görevi sona ermemiştir. Birkaç adım attıktan sonra yorulan yavrusunu, bu defa da sırtında taşımaya başlar.  Annelerin yükü hiçbir zaman eksilmez. Tarlada ekin taşır, bahçeden meyve taşır, pazardan erzak taşır, bu arada yavrusunu da hep sırtında taşır. Evin içinde bile hem işini yapar, hem sırtındaki çocuğuna bakar. O da bir insandır, hatta kadın olması hasebiyle narindir, yorulur, yıpranır ama, annelik şefkati gibi mukaddes bir istinat noktasına dayandığı için, bütün bu yükleri kolaylıkla kaldırabilir. 
 Çocuk büyür, okula başlar, ama anne onu taşımaya devam eder. Önce elinden tutar, okula götürür, kaydını yaptırır. Ondan sonra da aylarca onunla birlikte okula kadar gider, gelir. Bu arada da çocuğunun çantasını taşır, beslenmesini taşır. İlköğretimin ilk yılları da böyle geçer.

    Çocuk biraz daha büyür, delikanlı olur, liseyi bitirir üniversiteye gider.. Ailesinde uzakta yaşamaya başlar. Ama annesi onun yükünü taşımaya devam eder. “Acaba evladım oralarda nasıl yaşıyor, ne yiyip ne içiyor, geceleri üstünü kim örtüyor” diye bu defa da onun kaygısını taşır. Okul biter, “acaba çocuğum bir işe girebilecek mi?” diye derdini taşır.

    Oğlunu askere gönderir, asker annesi olmanın onurunu başında taşırken, aynı zamanda hasretliğini yüreğinde taşır. Kızını gelin eder, oğluna gelin alır, evlatlarının mürüvvetini görmenin sevincini ve heyecanını taşır.

     Bir anne için  “oğlunu everdi, kızını gelin etti, artık kaygıyı attı, bundan sonra taşıyacak yükü kalmadı” demeyin sakın. Anne bu… Onun yükü biter mi hiç? Bir süre sonra torunları olur, bu defa da onları taşımaya başlar. “Yavrumun yavrusu” diyerek torunlarını bağrına basar, kucağına alır, sırtından indirmek istemez. Yüreğinde ise hem evladının, hem de torunlarının sevgisini taşımaya devam eder.

     Annelerin de bir annesi ve babası vardır. Bir gün gelir, emri hak vâki olur, onlardan birisini veya her ikisini de kaybederler. Bu defa da onların acısı yüreklerine çöker. Yaşları kaç olursa olsun, onlar da anne babalarının çocuklarıdır. Onları kaybettikleri zaman kendilerini yetim ve öksüz hissederler. Kalplerindeki hüzün, yüreklerindeki hasretlik yükü artar.  Ondan sonra da ömür boyu bu yükleri taşımaya devam ederler.

     Zaten ömür dediğiniz de ne ki?  Bu kadar telaş içinde bir su gibi akıp gider. Bir de bakmışsınız, anneler de yolun sonuna gelmiş, artık taşıma işleri son bulmuştur. Yüklerini dünya hanında bırakırlar, emaneti sahibine teslim ederek ebedî âleme doğru yola çıkarlar. İşte bu son yolculukta taşıma görevi evladına düşer.

     Anneler evlatlarını önce karnında, sonra kucağında, sonra sırtında ve daha sonra da kalbinde taşırken, evlatlar annelerini bir defaya mahsus olmak üzere omzunda taşır.

      O da kısmet olursa...
Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 2, 2008 19:28 | Alıntı yazılar | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 41

:)


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: İyun 1, 2008 1:16 | :) | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 37

...

Eslinde hardan başlasam nece başlasam bilmirem.Sözlerimle insanların qelbine de deymek istemirem amma haqqı demek hamımızın borcudur.

Bir eurovision fırtınasıdır alıb başını gedir.Nedir bu eurovision?Günahdan,haramdan,israfdan başqa bir şey deyil!Niye insanlar bunu anlamır göresen?!

Eslinde tamamile dünyaya dalmış ve ya inkarcı insanların bu kimi şeylerle oyalanması meni teeccüblendirmir.Meni en çox üzen,düşündüren Cenab-ı Allahı tanıyan,bilen,Onun emrlerinden xeberdar olan insanların bu veziyyetidir :(

Müselman bacı ve qardaşlarım,ne olub size? :(  Allahın emrlerinden heç mi xeberiniz yoxdur?

           

Ayetlere diqqet edin..

 

1-(Ya Rəsulum!) Mömin kişilərə de ki, gözlərini haram edilmiş şeylərdən çevirsinlər (naməhrəmə baxmasınlar), ayıb yerlərini (zinadan) qorusunlar (və ya örtülü saxlasınlar). Bu onlar üçün (ədəb-ərkan, təmizlik baxımından) daha yaxşıdır. Şübhəsiz ki, Allah onların nə etdiklərindən xəbərdardır! (Nur,30)

 

2-Mömin qadınlara de ki, gözlərini haram buyurulmuş şeylərdən çevirsinlər....   Ey möminlər! Hamınız Allaha tövbə edin ki, nicat tapasınız! (Mətləbinizə çatasınız!) (Nur,31)

 

Hedislere diqqet edin Allah rızası üçün...

1-Gözlerin zinası harama bakmaktır.(Peygamber Efendimiz saw)

2-Cüreyr (r.a) soruşmuş Efendimizden (saw);-Sehven gözüm harama ilişse ne edim?

Efendimiz-Gözünü ondan derhal çevir! demiş

3-Bir kişi başqa bir kişinin övretine baxmasın,bir qadın da başqa bir qadının övretine baxmasın! (Peygamber Efendimiz saw)

 

Baxın ne deyir Allah ve Onun Resulu.. :(  Onları sevirik? Sevirikse niye dinlemirik.Onları dinlemirikse,emrlerine uymuruqsa sevmirik,yalan danışmayaq! Yalancı sevgidir bu! 

Sizi yaradanı sevin ne olar :( Dilde yox,emelde sevin.

 

Ey iman gətirənlər! Şeytanın yolunu tutub getməyin! Kim Şeytanın getdiyi yolla getsə, o, (insanlara) çirkin, pis işlər görməyi (zina etməyi, yalan danışmağı, özgələrə böhtan atmağı) əmr edər. (Nur,21)

 

Açıq geyinmiş bir kişiye ve ya qadına baxmaq,şeytanın yolunu getmekdir.



 

Bunu Allah bize deyib.Düşünün, Allah deyir ki, "etmeyin!" ya biz ne edirik?! :(

Yene deyirem,dünyaya dalmış ve ya inkarcı insanların hereketleri meni bu qeder üzmezdi,ancaq sizler.. sizler ki,haqqı bilirsiniz,nece bu yalnışı bilerek edirsiniz?

İnanın o qeder düşündürdü ki,meni bu veziyyet :(

"Çox şükür,bu yeri qazandıq,ona da şükür" deyirsiniz.

Bir düşünün,siz neye şükür edirsiniz?Allaha haram şey üçün şükr etmek olar mı?Allah sormazmı bunu size?

Haramı bir yana,Azerbaycan torpaqların düşman elinde,qadınların hele de Ermenistanda esirlikde zorlanır,qaçqınların ne veziyyetde,ac,işsiz insanların ne qeder amma sen Azerbaycan,sen bu "yarışma" üçün kim bilir ne qeder dollarlar xerclemisen!!!  

Azerbaycan!!! Özünü dünyaya güldürmek mi isteyirdin?!  Torpağın yox,namusun elden gedib Azerbaycan! sen heleki çal oyna,sen heleki avropalılara ayaq uzatmağa çalış!

 

Yazıklar olsun!

 

Harama baxmaq nöqtesinde çox diqqetli olmalıyıq.Siz zina tekce cinsel ilişkimidir sanırsınız?!

Xeyir!Gözün zinası harama baxmaqdır.bax bu da zinadır.

Heç gözünüzün deyerini hesab etdiniz mi? Size ne qeder pul verselerde gözlerinizi vermezsiniz deyil mi?! Allah bize bele deyerli bir nemet verib.Amma bizler gözlerimizi yaradılışına zidd yerlerde işledirik.Harama baxırıq!!! Allah bu gözleri bunun üçün mü verdi bize?

 

Her şeyimiz kimi gözlerimizin de sahibi Allahdır biz sadece emanetçiyik.Emaneti onun sahibinin icazesi dairesinde işletmek borcumuzdur.emanete xeyanet etmeyin dostlar.

 

"Övret yerini açana ve başkasının övret yerine baxana Allah lenet etsin" deyir Peygamber saw.

Övret yeri nedir bilirsiniz mi?  (kişiler üçün) Qadının elleri ve üzünden başqa her terefi övretdir.  Ye`ni ellerinden ve üzünden başqa bir yerlerine baxan haram işlemiş olur.

(qadınlar üçün) diz qapağı ve göbek arası övretdir.Ye`ni bir qadın başqa bir qadının bu hissesine baxdığı müddetce haram etmiş olur.

İndi düşünün 1-2 saat izlediyiniz tv sizden neler alır ve neler verir.Bir düşünün.

 

Allahdan haqqıyla qorxmuruq ve Onu sevmirik.Yalan danışmayaq.

 

çok üzgünüm,çok :(

 


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 26, 2008 11:00 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 69

Habibler semti,İstanbulun içinde amma İstanbuldan qıraqda kimi bir yer :) ne dediyimi özüm de anlamadım amma oranı bilenler meni anlamışdır :)

Yoldaşımın dostunun evi..  Ve evinden bele bir gözel menzere görsenir,aşağılara doğru getdikce meşe başlayır.

 

(Böyük formada görmek üçün şekilin üzerine tıklaya bilersiniz)

 

Heyette gezirsen.. bir anda önüne tısbağa ve ya ilan çıxa bilir.Tam mene göre bir yer,heyvanlar ve yaşıllıq,gözel tebiet.İstanbulun içinde bele bir yer olması ise tam bir tapıntıdır mence.Şeherin qarmaqarışıqlığından,ses-küyünden,çirkli havasından ayrılıb,çox da uzaq mesafede yerleşmeyen bir yerde dincelmek.

Bu da gezerken,aniden qarşıma çıxan tısbağa.Şirin şey :)

 

(Böyük formada görmek üçün şekilin üzerine tıklaya bilersiniz)

 

Bu da ayağıma,ayaqqabımın üzerine çıxan tırtıl (azericesini yene bilmirem).Tüklü,şirin böcek.ele yumuşaqdır ki :)

 

 

Döze bilmedim elime aldım.Onları yaxından incelemek,üzlerine baxmağı sevirem :)

 

 

Bizim arılarımız var :) Bu yay ballarını gözleyirik,canlarım çalışırlar bütün gün:)

Arılarımız da bu heyetdedir,tez-tez onları görmeye gedirik.Bu da yoldaşım,onlara qulluq edir.

 

(Böyük formada görmek üçün şekilin üzerine tıklaya bilersiniz)

 

Veee şirin arılarım :)

 

(Böyük formada görmek üçün şekilin üzerine tıklaya bilersiniz)

 

Her terefde gözel çiçekler var idi,arılarım her çiçeye qonurdu:)

 

 

Bu da tikanın üzerini özlerine ev seçen qurdlar.

 

(Böyük formada görmek üçün şekilin üzerine tıklaya bilersiniz)

 

Her şey gözel idi,kaşki her zaman orda qalsaydım.Bu böyük şeherin tozundan,ses-küyünden uzaqda..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 24, 2008 22:58 | Gezdim-gördüm | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 39

1-XAHİŞ EDİREM BİR QERAR VER.

 

Uşağınıza bir şeyi etmesini ve ya etmemesini deyerken bu cümleyi işletdiyinizde ona öz hereketlerine cavabdeh olduğunu öyretmiş olursunuz.Meselen,ona ve dostuna,onlar oyun oynayarken çox ses çıxartdıqlarında,susmalarını söylemek yerine "Zehmet olmazsa,bir qerar verin;ya sessizce oynayın ya da bayıra çıxın." deyib,5 deqiqe sonra hele de ses küy çıxardırlarsa "Beli,görürem ki,bayıra çıxmağa qerar verdiniz" deye bilersiniz.Bunu etmeniz sadece sebeb netice elaqesini göstermeye yaramaz,eyni zamanda sizi "pis polis" rolundan da çıxardar.

 

2-SENİ SEVİREM AMMA BU HEREKETİN XOŞUMA GELMEDİ.

 

Her hansi pis hereketin onu pis uşaq etmediyini göstermek üçün hereketle o hereketi eden insanı bir-birinden ayırmağınız lazımdır.

 

3-PROBLEMİMİ HELETMEK ÜÇÜN KÖMEYİNE EHTİYACIM VAR.

 

Uşağınız sizi narahat edecek bi şey etdiyinde -yemek yeyerken mızıldanmaq ve ya yemeyiyle oynamaq kimi-bunu sanki problemi olan sizmişsiniz kimi gösterin.Ondan meselenin hellini gözleyin.Bu sayede özünü kömeyine ehtiyac duyulan biri kimi hiss eder.

 

4-ESLİNDE NE DEMEK İSTEDİN?

 

Uşaqlar esebileşdiklerinde,"İyrenc bir insansan" ve ya "Sene nifret edirem" kimi cümleleri rahatlıqla işlede bilirler.Onu neyin bele hirslendirdiyini fikirleşmesine kömek edin."Dostunun senin bir sirrini başqasına dedi deye mi hirslisen?" kimi suallar vererek onu sakitleşdirmeye ve meseleni düşünmeye yönlendirin.

 

5-MÜXTELİF İNSANLARIN MÜXTELİF EHTİYACLARI VAR.

 

Uşağınız artıq ezberlediyiniz "Amma bu haqsızlıqdır!" cümlesini işletdiyi zaman,ona herkese eyni cür davranmamaq gerekdiyini açıqlayın.Meselen,"Uşaqlarınızdan birinin gözleri pis görürse,edaletli olsun deye o birine de eynek almazsan.Uşaqlarınızdan birinin ayaqqabısı köhneldiyse,bu o birine de teze ayaqqabı almalısnız demek deyildir.Eynen,bir uşağın qulaq iltihabı olmasının,her ikisine de derman verilmeli menasına gelmir.

mothercare-grupundan gelen yazı.faydalıydı,paylaşdım.gelecekde mene çox lazım olacaq.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 23, 2008 11:08 | Körpeler-Uşaqlar (baxım) | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 42

Bütün canlıların balaları nece de şirin olurlar deyil mi?!  Cenab-ı Haqq nece de gözel yaradıb!

 


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 22, 2008 11:50 | Şekiller | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 51

Azeriblogun ana sehifesine geldim,yeni yazılanlar bölmesinde "pomidor.azeriblog.com" adı diqqetimi çekti,bir baxım dedim.

Bir insan bu qeder mi beyinsiz olar?! (kusura bakmayın,hakaret edirem amma elimde deyil,tuta bilmirem özümü)

Sehifeni açdım ve 1-2 maşın şekli.. ne ise.. aşağı geldim,Kebenin o möhteşem şekilleri.Gördüm,içimde qeribe duyğular canlandı,dua etdim "Allahım herkese nesib et oraları haqqıyla ziyaret etmeyi" dedim ve yene sehifenin aşağısına doğru geldim.

Bu beyinsiz insan Kebe şekillerinin altına Bagira (tanımıram,2. defedir internetde rastıma çıxır,Allah islah etsin onu) ve Xatire deye Cenab-ı Allahın yolundan azmış 2 qadının açıq-saçıq şekillerini qoyub.

Ay pomidor beyinli vetendaş! Allahdan utan!

İnanın deyecek söz tapmıram.

Bele şeyler eslinde bir çox bloglarda var.  Quran,namaz,Allah-dan yazıb,beyonce "abla"nın demek olarki çıplaq şekillerini eyni sehifede yerleşdirir.

Bu insanların düşünce terzlerini çox merak edirem eslinde.

Pardon,beyniniz varmıydı?!


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 19, 2008 22:26 | Blog ve internet dünyası | Şərhlər(4) | Baxış sayı: 773

Keçen mesajında  "lenet olsun bu uzaqlıq" yazmışdın.. men ise;"Kader" dedim.

Darıxıram senin üçün,iyin üçün,yumuşaq ellerin üçün,sabahlara qeder etdiyimiz sohbetler üçün,zarafatlarımız üçün.. her şey üçün! 

 

(Men ve anam-1984.il)

 

Bu şe`r hislerimi daha çox anladır.

Ağlarım ben annemi özleğince..Hayatımı değiştiren kadına..

 

Koyu yapraklar arasından sesleniyorum.

O yapraklardan biri benim,sana özlemimi,sevgimi ve susuzluğumu anlatacak.

Evet,ağlıyorum belki bu son olmayacak,belki de ilk değil,sen bilirmisin anne,bir kuşun yuva örüp,yumurtasını içine koyuşunu,sonra acıkıp yuvasından çıkıp yemek arayışını,ve yuvasına daha varmadan,yumurtaların çatlayıp,yavruların başını semaya kaldırışını ve çaresizlik içinde,annelerini arayışını...

İşte ben de bu kuşlar gibi kafamı semaya kaldırıyorum,belki,belki..Seni bir defa görmek,görmek ve öpmek için.Seni gecenin gündüzle kavuşmadığı ve birbirlerini hiç görmediklerini bildiğim halde,senin ellerinin de bana kavuşmayacağını bildiğim halde istiyorum...

Ayaklarını doyasıya öpmek ve o güzel ellerini de koklamak istiyorum,nerde ne zaman ne yalnış yaptım anne..Evladına anlat evlatlar affedilir,anneler affetmek içindir,benim seni sevdiğim kadar,toprak yağmuru sever,bulutlar suları,akarsular şelaleyi ama bazen onlar bile doyar,ben senin sevgine doyamadım senin şefkatine..

Anne,kuşlar başını kaldırdığı zaman varya,işte o an,işte o zaman gelir,gelir anneleri başuçlarına,yavruları sevinir,işte ben kafamı kaldırdığımda sadece boş kuru koyu yapraklardan başka,hiiç bi şey görmüyorum...

 

(alıntıdır)

 

Heyat qısadır,sevdiklerinizle günlerinizi doya doya keçirin,onları üzmeden,qelblerini qırmadan..  sonradan peşman olmamaq üçün.

"Seni Allah rızası üçün çox sevirem" demeye gec qalmayın.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 18, 2008 9:17 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 40

Qızım artıq böyüdü,bunlar 2.ye qalsın inşallah :)


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 14, 2008 14:42 | Körpeler-Uşaqlar (baxım), Alış-veriş | Şərhlər(4) | Baxış sayı: 79

İlk analar günüm.Cenab-ı Allaha mene ana olmağı nesib etdiyi üçün şükr edirem.

Ana olmaq.. Bu duyğunu sözlerle ifade etmek o qeder çetindir ki.

Qızım,mene bu duyğunu yaşatdığın üçün teşekkür edirem.Ne yaxşı ki,heyatımda varsan.

                         Mence ana demek..

Qarşılıq gözlemeden sevmek demekdir.

Övladını her gördüyünde üreyinin yerinden çıxacaq kimi çırpınması,gözlerinin yaşlarla dolması demekdir.

Bütün gün övladını düşünüb,göresen acdı,toxdu,xoşbextmi,bir yeri ağrıyırmı vs düşünmekdi.

Onun cennet qoxusunu içine çekib,Allaha şükr etmekdir.

Sehere qeder her yarım saat-1 saatda bir oyanmaq,körpene süd vermek,öpmek,saçlarına sığal çekib yeniden yatırtmaq demekdir.O oyanmasa da,bu sefer senin onu düşünmekden yatmaman demek,qısaca yuxusuz geceler demekdir.

Övladının uzaqdan seni görüb qaçaraq ve ya imekleyerek yanına geldiyinde,dünyaları sene vermişler kimi sevinmek demekdir.

Övladınla gülmek,övladınla ağlamaq demekdir.

                       

                                      

Heyatı onunla yeniden yaşamaq,öyrenmek demekdir.

Güc ve cesaret demekdir.. MEN HERKESDEN GÜCLÜYEM!

Sevinc demekdir.

qısacası Ana olmaq,en gözel duyğudur!

Allahım,mene sevmeyi ve sevilmeyi nesib etdiyin üçün sene sonsuz şükürler olsun.

P.S- Sevgililer günü ve ya qadınlar günü kimi bayramlar mene her zaman menasız kimi gelir.Hetta bu günlerin insanları "hediyye alma krizi"ne tutulmaları üçün uydurulmuş bir şey olduğunu bele düşünürem.Bu bayramlarda kimseye hediyye vermirem,hediyye de gözlemirem :)

Bir-birini seven ve beraber bir ömür keçirenler üçün her gün sevgililer günü,analar üçün de her gün analar günüdür deye düşünürem.

Bu aralar her teref (tv,jurnal,qazet,mağazaların şüşeleri) reklamlarla doludur. Analarınıza tek daş üzük,kolye,metbex aletleri vs. alın deye beynimizi çürüdürler!

Mence desteyi götürüb, zeng edib,"Ana,seni Allah rızası üçün sevirem"  demek en gözelidir ve bunu demek üçün de bu günü gözlememek lazımdır.

salam ve dua ile..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 11, 2008 13:10 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(8) | Baxış sayı: 76

Eslinde bu oyunu başlatdığımda ve sualları yazdığımda içimden "ben yazmıcam ne de olsa sıra bana gelmez,kimse fark etmez yazmadığımı,oh ne iyi" demişdim :) Amma Vusal Memmedov`un gözünden qaça bilmedim :) 

Hem demiş "Neçe aydır dost bloglarıq,körpesi gözümün qabağında böyüyür,amma hele de bilmirem ki o türkiyelidir yoxsa azerbaycanlı :) "

Azerbaycanlıyam,azerbaycanlı :)

                                                             

 1.Adın ve soyadın 

-Ayşe Nur Özdabak.

 2.Tevellüdün

-1984,21 oktyabr

3.Ne ile meşqulsan (senet,peşe..)?

-İngilis dili müellimesiyem. Başörtü qadağası yüzünden işleye bilmirem. İslami bilgiler almaq üçün de 2 illik bi kolej bitirdim.indi yene bir üniversitet oxumaq üçün hazırlaşıram.

Hal hazırda evdar qadınam.Yoldaşımla ve qızımla zaman keçirmekden hezz alıram.

4.Harada yaşayırsan ve hansı şeherde yaşamaq isterdin?

-İstanbulda yaşayıram, amma daha çox soyuq iqlimi olan ölkelerde yaşamaq isterdim.. meselen Finlandiya.

5.Yaşam felsefenizi teşkil eden sözlerden,cümlelerden biri?

-Ebedi ömrün qabaqdadır.O baki ömründe göreceyin rahat ve lezzet,ancaq bu fani ömürdeki say ve çalışmalara bağlıdır.. (Bediüzzaman)

Ve de menim hayatımda en önemli şey - Merhemet etmek!  Merhemet toxumunu eken,seadet meyvesini elde eder!

6.Senin üçün blog nedir?

-Bildiklerimi,tecrübelerimi,faydalı olacaq bir şeyleri paylaşmaq üçün bir mekandır.

7.Blog heyatında ne qeder ve nece bir yer tutur?

-Bir qırağa çekilib,tek qalıb,yazaraq deşarj olmaq istediyimde bloguma gelirem.

8.Neye göre blog yazırsan?

-Paylaşmağı ve faydalı olmağı sevirem.

"Sana,bana,ona faydalı ise konuşmak"-Zübeyr Gündüzalp abi.

9.Ferz edek ki,Allah sene öz xalqının konkret bir xasiyyetini elinden almaq qüdreti verdi.Onun hansı cehetini leğv ederdin?

-Qorxaqlığını!

10.Sizce her bir insan öz cütünü axtararken gelecek heyat yoldaşından daha çox ne umur?

Mence ona ömrü boyu dayaq ve dost olmasını..

11.Öz heyatınızdan neyi çıxarmaq ve neyi elave etmek isterdiniz?

-İçimdeki kin hissini çıxarıb atmaq isterdim.

Elave etmek istediyim ise-Möhkem irade.

12.İndiki ağıl ve dünyagörüşü yeniyetmelik vaxtı olsaydı,o zaman hansı peşeni seçerdiniz?

-Kaşki anama qulaq asmayıb veterinar olsaydım.

13.Sizce,pulun hansı yolla qazanılmasının ferqi var mı?

-Bir çox qadın görmüşem deyirler ki "Kişi pul getirmelidir,qumardan qazansa da ferqi yoxdur,yeterki pul getirsin!"

Amma mence halal yol ile olmalıdır ki,boğazımızdan haram keçmesin.

14.Master Yoda kimdir?Ona münasibetiniz :) ?

-Ne?O da kim? :)

                                                  

 

İçimden geldiyi kimi cavabladım :)

Men topu kimseye atmıram,özümde tuturam :) çünkü artıq devet etmişdim.


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 8, 2008 11:07 | Blog ve internet dünyası | Şərhlər(7) | Baxış sayı: 87

Netde oxuduğum bir yazıdır,sizlerle de payşalım dedim.Çox duyğulandım oxuyarken.

 

Biz çoçukların öldüğü her yere Gazze diyoruz!

Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası Gazze’dir.

  Bebeklerin uykulu gözleriyle annelerinin memelerini ararken, kor gibi yanan namluları emmeye başladıkları yerin adı Gazze’dir. Yağmur bir futbol sahasında çocuğun atacağı golleri yutmak için sırada beklerken, çocuğun çelimsiz vücudunu kurşun yağmurları yutuyorsa orası Gazze’dir.

Okula gitmek için erkenden kalkmış ve saçlarını ören annesinin parmaklarından sızan merhameti kana kana içen kız çocuğu, henüz evinden çıkmamışken damlarına düşen bir bombayla birlikte duvarların altında kalıyorsa orası Gazze’dir.

Çocuk bir varilin arkasına sığınmaya çalışırken, kurşun önce saklanıp, çocuk kafasını uzattığı anda alnından sobeliyorsa orası Gazze’dir. Okulun bahçesinde ip atlayan kız çocuğu tam gökyüzüne yükselmişken, kurşunlar gri kanatlarıyla gelip kızı başka göklere kaçırıyorsa orası Gazze’dir.

Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Gazze, çocukların öldüğü yerlerin adıdır bundan böyle. Bir çocuk sıtmayla, tüberkülozla, yüksek ateşle ve daha bilmem hangi hastalıkla ölürse ölsün, öldüğü yer neresi olursa olsun, biz oraya Gazze diyeceğiz. Duvarların çepeçevre sardığı bir ölüm kampına dönüştürülen Gazze’de, çocuklar ölmeye devam ettiği sürece hiçbir masal tamamlanamayacak, hiçbir çocuk şarkısı melodisini bulamayacak, hiçbir oyunun sonu gelmeyecek, hiçbir top zıplamayacak, hiçbir tebeşir tahtaya yazmayacak. Çocukluk dünyasına dair hiçbir renk gerçek yüzüyle insanların gözüne görünmeyecek bundan böyle. Çocuklar eksildikçe, eksilecek herkes ve her şey…

Paul Virilio, yaşlı bir Japon dostunun kendisine şöyle söylediğini aktarıyor: “Amerikalılar’ı bağışlayamamamın nedeni Hiroşima’nın yalnızca bir savaş eylemi değil, bir deney olması.” Savaş bir gün anlaşılabilir ve belki de bütün kıyıcılığına rağmen insanlık tarihinin sayfalarından dışarıya çıkamayacak şekilde geride bırakılabilir. Pek çok savaşı kolektif zihnin geniş ve karanlık koridorlarında bıraktık.

Bir kenara not edelim; Gazze’de de artık savaş yok! Buna savaş demek bir deney halini görmezden gelmek demektir. Şöyle söylemek de mümkün artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan masum ve mazlum halklar üzerine girişilen bir saldırı Gazze’den ilhamla daha acımasız hale dönüşebilir. Gazze gittikçe şiddetin deney alanına dönüşüyor zira…

Tarık Tufan


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 6, 2008 17:00 | Alıntı yazılar | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 46

Heyvanları çox sevirem,adi sevgi deyil bu :) Öpmediyim heyvan yoxdur herhalda :) arxdakı qurbağadan tut,yarasaya qeder :) Uşaqlıqdan qalan bir leqebim de var-"Qurbağaların şahzadesi" :) deyirler mene.

Heqiqeten çox sevirem heyvanları.. Hele yayda bağda mütleq bir qoyunum olurdu,onu çimizdirirdim,darıyırdım (her gun daranmaqdan pambıq kimi olmuşdu yunu .)) ) geceleri de tek yatmasın deye eve getirirdim evde yatırdı.Toyuqlarla birlikde yemek yediyimi de xatırlıyıram,toyuq 2. mertebeye çıxıb,yataq otağıma gelib,başı ile meni yastığımdan qaldırıb,yastığımda rahatca oturub yumurtlayırdı :) ehh.. heyvanlarla bağlı maceralarım bitmez.

Pişiyimin ad günü üçün qonaqlıq verirdim,her kes hediyyeler getirirdi,şampundan tut,pişiyim üçün köynek bele getiren var idi :)

Bir defe de bir pişiyim ölmüşdü,yas tutdum,nenem menim xetrime küfte bozbaş bişirib ehsan bele vermişdi :)

Böyüdükce mehebbetim daha da artdı onlara qarşı.küçede gördüyüm bütün kor,xeste,şikest heyvanları eve getirirdim.sağaldıb buraxırdım.Anası kor olan heyvanların doğumuna yardım edir,göbek bağlarını bele kesirdim.

Heyvanları yeyib de,onları sevdiyini söyleyen insanları mehebbeti mene yalan görsenirdi.Vegeterian olmuşdum.

 

 

Müselman olmadan önce ise,"Qurban bayramı" mene en dehşeti bir gün kimi gelirdi. Nifret edirdim insanlara,"heyvanları öldürür,üstelik de bu günü bayram elan edirler" deyirdim. Amma çox şükür müselman olduqdan sonra heqiqeti anladım.

Düşünürem,qızım da böyüyecek,o da menim kimi heyvansever biri olarsa,herhalda bu bayrama ona da dehşetli bir gün kimi gelecekdir ve mene suallar verecekdir.Mustafa Ulusoy hocanın bir yazısı mene çox yardımcı olacaq inşallah.

Sizlerle de paylaşıram,sizi sual yağışına tutacaq uşaqlarınız üçün mükemmel cavablardır mence.

"Babacığım bir daha hayvan kesmeyelim!"-Mustafa Ulusoy hocanın yazısı.

"5 yaşındaydılar ikiz kızlarım.Halil dedelerinin evinin bahçesinde,keçinin kurban edilişini seyrederken ağlamaya başlamışlardı."Baba,bir daha hayvan kesmeyelim,yazık oluyor onlara" diyordu her ikisi de.

 

Hiçbir şey söyleyememiştim. Bir yanıtım yoktu o an. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestirememiştim. Kurban kesmek yanlış değildi. Belki de yanlış olan çocukları hazırlıksız bir biçimde bu âna şahit etmekti. Daha önceden, hayvanın kesilişini çocuklara gösterip gösterme konusunu hiç düşünmemiştim. Onları buna hazırlamamıştım. Babalığın ve anneliğin okulu yoktur. El yordamıyla, yanlışlardan sonuçlar çıkararak öğreniriz ebeveynliği. Veya öğrenemeyiz.

Ağlayan bir çocuğa önce sarılmak gerekir. Sarılarak ona güvenli bir sıcaklığın içinde olduğunu hissettirmek. Her şeye rağmen dünya böyle bir yer çünkü. Sonra da konuşmak.

O an tek yapabildiğim sarılarak onları teskin etmekti. Akıllarını teskin edecek yanıtım yoktu. Ama bir yanıt bulmalıydım. Gerçekten bir hayvanı kesmek acımasızlık mıydı? Hayvan acaba bizim zannettiğimiz gibi çok mu acı çekiyor muydu? Kütüphanemdeki kalın ciltli çocuk psikiyatrisi kitabını açtım. Şu an bu halime tebessüm ediyorum. Böyle bir sorunun yanıtını psikiyatride aramak çok safça bir davranıştı. Hayatla ilgilenen psikiyatri kitapları yok denecek kadar azdı. Ben yine her zamanki kaynaklarıma müracaat etmeliydim.

Birkaç hafta zihnim Zeynep’le Serra’nın üzüntüleri etrafında döndü durdu. Gitgide bir sonuca varmaya başlamıştım. Empati yoksunluğu bir insanı ne kadar katılaştırırsa aşırı empati de o kadar duyarlı hale getirerek kırılganlığını artırır. İnsanlar -özellikle yetişkinler- ölen hayvanın yerine imgelem dünyalarında kendilerini koyuyor ve bundan yola çıkarak; kesilen hayvan değil de kendileriymişçesine hayvanın çok acı çektiğini zannediyorlardı. İşte bu aşırı empati idi. İnsanın aklı ile geçmiş ve gelecek bilgisi, onun acı çekme potansiyelini binlerce kat arttıran önemli bir faktördür. Akılda tutulması gereken nokta; kesilenin insan değil, bilinci ve algılamaları çok dar ve kısıtlı bir hayvan olduğudur.

Bunu beş yaşındaki Zeynep ve Serra’ya nasıl anlatmalıydım? Neyse ki her zamanki gibi bir melek kalbime ihtiyacım olan fikri fısıldadı. Bir gün otururken bir bıçak getirdim mutfaktan. Serra’ya “ Üzerindeki hırkayı çıkarabilir misin, size bir şey anlatmak istiyorum” dedim. İkiz çocuk sahibi olmanın sonuçlarından biri hemen tezahür etti. Zeynep itiraz etti. “Neden ondan istiyorsun, ben de hırkamı çıkarmak istiyorum.” “Peki” dedim. “İkiniz de hırkalarınızı çıkarır mısınız?” Çıkardılar. Ben de elimdeki bıçağı hırkanın üzerine tuttum ve dedim ki: “Şimdi ben bu hırkayı keseceğim. Sizce hırkanın canı acır mı?” İkisi de güldüler. Çok komikmişim, hiç hırkanın canı acır mıymış, onun ruhu yokmuş ki.

Açıklamam şöyle devam etti: “Bıçakla kestiğimizde hırkanın canı acımıyor değil mi? Halil Dedenizin bahçesinde kestiğimiz keçi vardı ya, işte onu kesen amca tam bıçağı keçinin boynuna değdirdiği anda Yaratıcımız keçinin ruhunu alıyor ve cennete koyuyor. Yani keçinin canı bizim zannettiğimiz kadar çok acımıyor. Yanlış anlamayın, hırka gibi hiç acımıyor demiyorum ama sizin zannettiğiniz kadar da acımıyor.”

Gelecek itiraz belliydi. Onların itirazına pabuç bırakmadan devam etmiştim. “Şunu sorabilirsiniz: Keçi kesilirken neden çırpınıyor? Çırpınması illa da canının çok acıdığı anlamına gelmez. Bazen bizim araba da sallanıyor, çünkü çalışmasında sorun oluyor. Ya da bazen ben aniden fren yapınca sallanıyor ya, bu arabanının canının acıdığı anlamına gelmiyor değil mi? Siz hiç duydunuz mu bizim arabanın ‘aaaa canımı acıtıyorsun ama, böyle fren yapma’ dediğini. Keçinin boynunda beyninden çıkan sinirler var. Bıçakla bu sinirler kesilince beyindeki bir mekanizma harekete geçiyor ve hayvan çırpınıyor. Keçinin çırpınması canının çok çok acıdığı anlamına gelmiyor. Bu doğal bir tepki.”

Açıklamam kızlarımı tatmin etmişti. Üstelik bundan onlar kadar ben de yararlanmıştım. Artık her kurban kesişimizde bu açıklama gelir aklıma. Bir meleğin hayvanın ruhunu teslim aldığı gelir gözümün önüne. Hayvanın ruhunun o bedenden kurtulduğunu, kesilenin aslında hayvanın kendisinin değil beden elbisesinin olduğunu aklımdan çıkarmam. Hayvanın debelenmesinin de omuriliğinin kesilmesine bağlı olduğunu unutmam. Böyle olmasını O’nun sonsuz merhametinin gerekli kıldığına inanırım. Her şeyin sahibi O ise, O sahibi olduğu varlıklara karşı merhametlidir. Ve hâlâ kızlarımla her kurban bayramında bir kere daha bu konuyu konuşuruz. Tekrar tekrar.

Belki sizin de hayalinize gelir bu imge. Bıçakla kesilen varlığın akıl sahibi olmadığı, bilinç ve farkındalığının ise insana göre çok sınırlı olduğu da zihnimizin bir yerinde durmalıdır. Empati yapmamak kadar aşırı empati de zararlıdır çünkü.

Ve yaşamda bana çok yol gösteren bir cümle daha gelir kalbime:

“O’nun merhametinden fazla merhamet, merhamet değildir.” "


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 5, 2008 22:32 | Günlük yazılarımdan, Alıntı yazılar | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 53

Hava gözel ve evde oturmayaq dedik veee Eyüp`e getdik.Men buranı çox sevirem,hele Ramazan ayında Eyüp bir başqa gözel olur.Bu sefer Pierre Loti tepesine getdik.Adı qeribedi deyilmi?! Fransız yazarın adı ile isimlendiribler bu tepeni.. Ne elaqesi var deyeceksiniz.. Denizçi olan bu yazar 1876-cı ilde Türkiyeye gelir,türkleri sevir ve osmanlılar kimi giyinmeye,yaşamağa başlayır.Elinde tesbeh,başında fes.. Her zaman da bu tepeye qehve içmeye gelirmiş,o zamandan da bu tepe bu yazarın adını alır.

Biz de getdik oraya,türk qehvesi deyil,alma çayı içdik :) Burda çox gözel kafeler,nargile çekmeye yerler vardı.. men çox sevdim.Bu da ordan İstanbul menzeresi.

 

 

Çay içirsen ve bütün İstanbul ayaqlarının altında.. Menzere çox gözel idi,sadece çox insan var :( turist qruplarının ardı arası kesilmir.

 

Sağ terefde,şekilde görsenmese de mezarlıq var.Eyüp mezarlığı.. çoox eski mezarlıqdır.Men Eyüpün menevi havasını sevirem deye gelirdim ama bu sefer heç de xoş olmayan menzereler ile qarşılaşdım.

Mezarlığa getmeyi sevirem,burdakı eski osmanlı mezarları doğurdan da insanın içinde qeribe hissler oyadır.Azerbaycandakı heykelli,şekilli (İslam dışı) qebrlerin eksine burdakı qebrlere baxdıqda meni menevi hava bürüyür.

 

Üzerinde osmanlıca yazılar var.. her teref yaşıllıq ve çiçekler.. Mezarlara baxmağı ve şekillerini çekmeyi sevirem.İnsana ölümü xatırladır..  Ancaq bu sefer mezarlığa girmeyime peşman oldum.Demek olarki her mezarın yanında sevgilileriyle öpüşen ve başqa şeyler eden (yazmağa utanıram!) insanlar! O anda çox hirslendim ve bir şeyler demek istedim amma susdum arxamı dönüb uzaqlaşdım ordan.

Mezarların arasında,gizlendiyini düşünüb zina eden alçaqlar göresen heç mi ölümü düşünmürdüler?! Şerefsiz! Allahdan qorxun yoxdur,ölümü düşünmürsen,heç olmazsa altında yatan ölülerden utan! (yazdım,heç deyilse bir az rahatladım)

 

 

Laleler ve mezar.. Azerbaycandakı be`zi insanlar yeqin mermerden düzelen qebr daşlarının,heykellerin,şekillerin onları xilas edeceyini düşünürler. Kim bilir,belki de torpağın altında qebr ezabı çekerken ve sümüklerin çürüyerken,"şan-şöhret" adına qohum eqraba qebirin üzerinde abide yaradır. Ey cahil insanlar,mermer döşeyeceyine,bu çiçeklerden ek,yaşıllıq sal ve her geldiyinde dua et ve çiçeklere su ver,heç olmazsa o çiçekler,otlar dua etsin,zikr etsin ve bunun sevabı inşallah ölene yetişer..

 

 

Qebir.. üzerinde quş oturmuşdu.

 

 

Bu bayrağı da yoldaşım çek dedi,men de buna inad blogda yayımlayıram!


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: May 2, 2008 18:27 | Günlük yazılarımdan, Şekiller, Gezdim-gördüm | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 60

Bundan sonra Allahın izniyle kitab tanıtmağı da düşünürem.Oxuduğum ve sevdiyim kitabları,kitab refimden çıxanları (bu sayede toz basmış kitablar da gün üzüne çıxacaq ;) ) sizlerle paylaşacağam.

Bismillah deyek ve ilk kitab..

 "O`na doğru"-Emsa-i Hüsna yazıları.

Yazar;Ali Mermer ve Metin Karabaşoğlu.

 

 

Men kimem,haradan geldik,hara gedirik,niye buradayıq,bu etrafda gördüyümüz her şeyin mahiyyeti nedir?!-bu kitabda bu suallara cavab arayışlarına girilmişdir ve doğurdanda gözünüzü açacaq,size ertafa,heyata,insanlara başqa cür bir baxış bexş edecek bu kitab.

Men sevdim ve kitab refimde oxunmuş ve gelecekde de oxunacaq kitablar arasında yerini aldı.

Oxuyub faydalananlardan olaq inşallah..

salam ve dua ile..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 30, 2008 12:30 | Kitab refimden.. | Şərhlər(1) | Baxış sayı: 59

Xarici bloglarda tez-tez rastlaşırdım bu bloglar arası oyun ile.. Düşündüm niye de bizim blogcular arasında bele bir oyun olmasın?! Gelin oyun oynayaq :)

 Bu ele-bele bir oyun deyil,bu oyun bloglar arasındakı dostluğu,yaxınlığı daha da qüvvetlendirmek,bir-birimizi yaxından tanımaq üçün bir vasitedir.

Dostlar men bu oyunu başlatmaqdan böyük şeref hissi duyuram .))) Bloglar arası oyunun adını "SIRA SENDE" qoyuram.. Belke sizlerin daha yaxşı teklifleriniz ola bilerse buyurun,gözleyirem.

Bloglar arası oyun nece bir oyundur?-Demeli bir blogcu müxtelif suallar ve ya bir oyun qurur ve istediyi her hansı bir blogcunu oyuna devet edir ye`ni hazırladığı sualları ve ya oyunu ona gönderir,o blogcu da öz blogunda bunlara cavab verir.sonra o da istediyi bir blogcuya "SIRA SENDE" deyir ve belelikle bu oyun blogcular arasında yayılır,davam edir.

                 

 İlk önce oyuna bir-birimizi tanıyaraq başlamaq isteyirem.Bunun üçün de müxtelif suallar yazdım ve bunu istediyim bir blogcuya yollayacağam,o da bir başqasına..

Bu sualları öz blogumda da yayımlayıram ve oyuna qatılacaq blogcunun da şerhlerine yazacağam,o da bu sualları öz blogunda yayımlayıb,cavablandıracaq.

1-Adın ve Soyadın:

2-Tevellüdün:

3-Ne ile meşqulsan (senet,peşe..)?

4-Harada yaşayırsan ve hansı şeherde yaşamaq isterdin?

5-Dostluq nedir? :)) cavab; Qırılmayan zencirdir .)))))  (Zarafat!Sadece mektebde uşaqların hazırladığı "Xatire defteri"ni xatırlatdı mene bu suallar :) Her kes bu sualı yazardı ve herkes de eyni cavabı vererdi "Qırılmayan zencir" :)) Belke siz de xatırlayarsınız :) )

5-Yaşam felsefenizi teşkil eden sözlerden,cümlelerden biri?

6-Senin üçün blog nedir?

7-Heyatında ne qeder ve nece bir yer tutur?

8-Neye göre blog yazırsan?

Mence helelik bir birimizi tanımağa bu qeder sual kifayetdir.

Veeee oyunu başladıram.Men bu oyuna ilk önce azeriblog`un admini Ferhad Esgerzade`ni devet etmek isteyirem,tebii ki eger qebul ederse :) Neden onunla başlayıram,mence azeriblog bir ailedir ve Ferhad abi de bu ailenin başçısıdır,çünkü onun sayesinde hamımız bu ailenin bir üzvü olmuşuq.

(P.S.-Tebii ki,sadece azeriblogcular deyil,başqa blogcular da bu oyuna qoşula biler.)

Ferhad abi,SIRA SENDEEEEE :)              


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 29, 2008 14:35 | Blog ve internet dünyası | Şərhlər(6) | Baxış sayı: 142

*Körpenizi tez-tez qucaqlayın ve ona sevgi dolu sözler deyin.

*Evde meşqul olduğunuz işler haqqında ona danışın (ne etdiyinizi,ne üçün etdiyinizi).

*Lay-lay ve yanıltmaclar söyleyin,musiqi dinledin.

*"Kubik"ları :) üst üste düzüb,dağıdın."Alt" ve "üst" sözlerini anlaması üçün,ona bunları düzerken danışın,ne etdiyinizi deyin.

*Körpeni güzgünün qabağında tutun ve ona burnunu,ağzını vs. adlarını söyleyerek gösterin.

*Sebeb netice elaqesini anladın.meselen krantı açtığında su axar,elektrik düymesine basdığında işıq yanar vs.9-12 ayında ise,bunları deyin ve özünün etmesini öyredin.

*Körpeleri başqa uşaqlarla görüşdürün.

*Bir qabın içinde top fırladın.

*Qutu,qazan,plastik qablarla oyunlar qurun,balaca eşyaları bu qablarda gziledib,qapağını örtün ve tekrar çıxarıb gösterin.

*Jurnal ve qazetlerden şekiller gösterin ve adlarını deyin.meselen "Baax,bu qırmızı güldür" kimi :)

*Bir eşyanı desmalın altında gizledin belelikle "altında" sözünü öyretmiş olursunuz.

*Körpenizi tez tez teze yerlere aparın,gezdirin ve etrafda olanları ona anladın.

*Adını deyerek bir eşyanı körpeye verin ve ondan geri vermesini isteyin.

*En sevdiyi oyuncaqları gizledin ve onu tapmasını isteyin.

*Körpenize kağız ve qelem verib,neler ede bileceyini gösterin.

*Ellerinizle "alqış" hereketi edin ve bunu tekrarlamasını isteyin.

www.anneyiz.biz-den mailime gelenler..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 28, 2008 22:48 | Körpeler-Uşaqlar (baxım) | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 46

Metbeximde şorba bişirirdim,küçeden maşın sesleri gelmeye başladı.Qarşı binadan bir qız,gelin olub,terk edirdi evini.. Şorbanı qarışdıra qarışdıra onu izledim.Başını yere eyib,utanaraq maşına mindi.O an gelin olduğum günü xatırladım,nece de heyecanlı,gözel günler idi.Hem sevinir hem de üzülürdüm.Yeniden gelin olmaq,yene eyni heyecanı yaşamaq istedim...

Üst qonşumun dünen övladı dünyaya geldi.Yene keçmişe qayıtdım,qızımın doğumu gözümün önüne geldi.Duyğulandım,gözlerim yaşlarla doldu..

Ve bir yaxınımın da,hamilelik günlerini görürem.Heyecanla körpesinin ultrasonda şekillerine baxır.Men de darıxdım o günler üçün.. Yene hamile olmaq,yene körpemin dünyaya geleceyi günü sebirsizlikle gözlemek,o duyğuları yaşamaq istedim.

Düşünürem,bu dünyada insan heç bir şeyden doymurmuş.Yaşadığın xoş günleri tekrar tekrar yaşamaq ve heç bitmemesini isteyirsen.ve ya dünyadakı zenginlere baxsam,her şeyleri var ama yene yene yene.. isteyirler.daha çox ev,daha bahalı maşın,daha gözel paltar.. ve ya uzun ömür.. Heç ölmemek,kimseden ayrılmamaq,ebedi heyat isteyi.Doğurdan da bu dünyada heçneden doyulmur.

Beli,bu dünyada heçneden doymayacağıq!Doymadan da bir gün gözlerimizi yumub,qara torpağın altına gireceyik.Amma doyacağımız tek yer var,men bilirem.CENNET... Cenab-ı Allah her kese Cenneti nesib etsin ve herkes orada öz sevdikleri ile ebedi,doya-doya bir yaşam sürsün inşallah.

Gedim qoxusundan doya bilmediyim qızımın yanına,daha onu öpmeye doymadan yatmışdı.

salam ve dua ile..


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 27, 2008 14:42 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(4) | Baxış sayı: 58

:)


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 25, 2008 23:06 | :) | Şərhlər(2) | Baxış sayı: 54

Bu gün her şeyi ile gözel bir gün idi menim üçün.Neçe vaxtdır axtardığım camaatı tapdım.Qızımla getdik,sohbet etdik canlarla.. Bu arada qızım ilk defe dersxanaya da getdi,balaca bir dersxana qızı oldu artıq :) Herkes ona "Nur kız,Nur kız" deye seslenirdiler..

Uzun zamandır axtardığım camaat burnumun dibindeymiş :) bizim küçemizden 1 tin aşağıda.bundan sonra artıq her gün ordayam inşallah.

Söhbetler çox gözel idi.. en sevindiyim şey ise,menden evvel de buraya azerbaycanlı qadınların gelmesi,hizmetde olmaları.Hetda bir bacıdan behs etdiler.Lamiye bacı.. Berde şeherinde yaşayır,yoldaşı ve uşağı ile evden çıxıb ve dersxana kimi istifade edilsin deye buraxıb gedib herşeyini.Allahım nece de böyük iman,nece de böyük hizmet eşqi..

 

(Not;foto internetden alınmışdır)

 

Orda bir qadın tanıdım,türkiyelidir.. Bütün Azerbaycanı gezib (hizmet üçün) ve orada imansızlığın baş alıb getdiyini böyük hüzünle anladırdı.Amma elinden geleni edib,bir-bir evlere girib,İslamı anladıb.Deyir hansı eve girirdim,bütün qonşular toplanıb gelirdiler ki,bir türk gelib ve İslamdan danışır.Bu qadın bakıdan yeni qayıtmışdı ve nece de tevafukdur ki,menim getdiyim dersxanay gedib ve oradakı bacılarla görüşüb.Onların o gül etirlerini o qadından aldım..

Çox sevinirem.. nehayet tapdım.nehayet camaatlayam.Bacılar her zaman deyerdiler, Bu zamanda imanı qorumaq,elde alov tutmaq kimidir.O alov elini yandırır ve tek olduğundan onu yere atırsan.Amma cemaatla olduğunda,od elini yandırdığında obiri bacına atırsan.Ye`ni iman öz aranızda qalır,dövre vurur.sönüb getmir.

Elhamdulillah...


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 24, 2008 22:42 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 52

Bu günlerde bir kitab oxuyuram ve o kitabda bir hisse meni düşündürdü,duyğulandırdı,sevindirdi,ağlatdı,içime qorxu saldı,xatırlatdı...

A.Mermer ve M.karabaşoğlunun yazdığı "O`na doğru" kitabından o hisseni yazıram,azeri türkçesine çevirib..

"O günü artıq xatırlayıram.Tek bir hüceyre idim,körpe olaraq doğdum.Uşaq idim,genc oldum.Gencem,yaşlanacağam.Ellerim,ayaqlarım titremeye başlayacaq,saçım ağaracaq,derim büzüşecek,gözümün işiğı sönecek,dişlerim meni terk edecek.Menim üçün,"bir ayağı qebirde"bele deyecekler.

Ve men,gencliyim üçün darıxacağam.Çemenliklerde qaçdığım,deniz sahilinde suallarla gezdiyim genclik günleri üçün darıxacağam."Kaşki gencliyim qayıtsa..." deyeceyem.Amma bu dünyada bu mümkün olmayacaq.Ve men,o qoca halımla,ruhumda,o gencliyimi ebediyyen yaşayacağam...Sonsuz heyatı isteyeceyem.Sevincle,şükürle o aleme köçüb gedeceyim anı gözleyeceyem.

 

 

Ve bir gün,men o aleme qanadlanmışken,bu dünyada qalanlar "Yatdı,oyana bilmedi" deyecekler.Qebrimde yuxular göreceyem.Nece ki,gündüz yaşadığımız hadiseler,beynimizde olan düşünceler gece yuxumuza girirse,o derin yuxumda da bu dünyada ne gördüysem,onları tekrar göreceyem.Bu dünyada eger İlahi gözelliyi gördüysem,gözel yuxularım olacaq.

Sonra... Sonra bir gün,ne zamandır bilinmez,bir melek küreyimi tıqqıldadacaq."Qalx" deyecek,"Yuxu bitdi.Rahman`ın cenneti,sabahsız günün sonsuz sabahında,seni gözleyir."

Qalxıb gedeceyem... Rehmeti ile bütün ehtiyaclarımı ödeyene,hikmeti ile bu günü vededene,sevgisi ile bütün ümidlerimi canlı tutana,Allah`ıma qovuşmaq üçün gedeceyem... Sonsuza qeder..."


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 23, 2008 14:47 | Kitab oxumalarımdan.. | Şərhlər(3) | Baxış sayı: 47

Her keçen gün yeni yeni rekorlar qırıram :)

1-Qızımın qusacağını gözünden anlayıram.. En celd qusmağı havada tutma ve silme.

2-Günde 1 maksimum 2 saat yatma.

3-Qızım qucağımdayken tek elle süd qutusunun qapağını açma,yemek bişirme vs..

4-EsmaNur`a yemek yedirirken,asqıracağını yene gözünden anlamaq ve süretle elimi ağzına tutaraq yediklerinin üzüme,saçlarıma yapışmasının qarşısını alma.

 

Bu da sübutu :))

 


Bookmark and Share

Açar sözlər:

Yazar: esmanurum | Tarix: Aprel 21, 2008 13:04 | Günlük yazılarımdan | Şərhlər(0) | Baxış sayı: 31

Uşaqlarınıza namazı sevdirmenin yollarından biri.. Çox xoşuma geldi,Cenab-ı Allah bunu düşünenlerden,paylaşanlardan razı olsun.Bu aylıq namaz ağacı şeklini,printerden çıxarıb,soyuducunuza ve ya uşaqlarınızın otağında bir yerlere yapışdıra bilersiniz.inşallah menim qızım da tez böyüsün,mütleq bunu soyuducuma yapışdırıb,hem eylendirerek hem heveslendirerek onu namaza alışdırmaq isteyirem :)

 

 

Bu ağacın 4 hefteni temsil eden 4 böyük budağı var.Günleri de temsil eden 31 dene kiçik budağı var.Her kiçik budaqda 5 vaxt namazı temsil eden yarpaqları var.hem de her kiçik budaqda günlük sedeqeni temsil eden bir meyve vardır (bu sedeqe maddi ve ya menevi ola biler).

YE`Nİ;

HER BÖYÜK BUDAQ : 1 HEFTE

HER KİÇİK BUDAQ : 1 GÜN

HER YARPAQ : 1 NAMAZ VAXTI

HER MEYVE : 1 SEDEQENİ temsil edir.

 

İstifadesi;

Her ayın başında,ayı temsil eden böyük budaq ve hefteni temsil eden kiçik budaq ile başlanır.Vaxtında qılınan her namazın sonunda bir yarpaq yaşıl rengle boyanır.Eger namaz qezaya qalmış ve qeza olaraq qılınmış ise sarı rengle boyanır.Sedeqeni temsil eden meyeveye gelince ise o da qırmızı rengle boyanır.

 

Bu ağacın me`nası nedir?

Uşaqları gözel bir üsul ile namaza heveslendirmek ve namaza alışdırmaq.Uşaqları sebrle alışdırmaq ve sonunda yam